Kentsel dönüşümün bir fırsat olarak iklim değişikliği ve afetlere dirençli kentler oluşturmadaki rolü
Küresel iklim değişikliğinin etkileri, her geçen gün artarak hem uluslararası hem de yerel boyutta birçok olumsuzluğa yol açmaktadır. Bu sorunun ana aktörlerinden olan kentler, kendileri de bu gelişmelerden önemli ölçüde etkilenmektedir. Sıcaklık artışı, hava dalgaları, su kıtlığı riski, kuraklık, ulaşım ve altyapı sorunları bu etkilerden bazılarıdır. Kentler aynı zamanda dünya nüfusunun yarıdan fazlasını barındırması sebebiyle enerji tüketimi, ulaşım hareketleri, atıklar, binalar gibi etkileri nedeniyle iklim değişikliğiyle mücadelede de önemli bir role sahiptir. Küresel, ulusal ve yerel ölçekte uyum ve azaltım stratejileriyle kentlerin dirençli hale getirilmesi gerekmektedir. Dirençli kentler afet risklerini azaltma ve toplumsal sosyoekonomik dayanıklılığı artırma noktasında daha güvenli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam alanı oluşturmak için katkı sunacaktır.
İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında küresel ölçekte Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşların öncülüğünde yapılan çalışmalar neticesinde önemli iklim değişikliği anlaşmaları ortaya çıkmıştır. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto Protokolü ve Paris anlaşması bu anlaşmaların en önde gelenleridir. İklim değişikliği hem ulusal hem de küresel düzeyde işbirliği ve dayanışma gerektirdiği için bu anlaşmalar büyük öneme sahiptir. Küresel ortak hedeflerin belirlenmesi noktasında tüm ülkeleri bir araya getirerek herkesin sorumluluk almasını sağlamaktadır.
Ülkemiz ölçeğinde bakıldığında Türkiye iklim değişikliği politikalarının oluşturulması bağlamında önemli ve etkili adımlar atmıştır. Yenilenebilir Enerji Kanunu, Enerji Verimliliği Strateji Dokümanı, Ulusal İklim Değişikliği Stratejisi, Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı bu adımlardan bazılarıdır. Günümüze gelindiğinde iklim değişikliğine uyum ve dirençli kentler konusunda önemli adımlar atılmaya devam edildiği görülmektedir. Özellikle, Paris Anlaşması 'nın ülkemiz tarafından 2021 yılında onaylanması ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefinin açıklanması ile Türkiye'nin ulusal iklim eylemi hız kazanmıştır. 2024-2030 İklim Değişikliği Azaltım ve Uyum Strateji ve Eylem Planı, iklim değişikliği ile mücadelede önemli bir dönüm noktası niteliğindedir. 2030 yılı hedefi doğrultusunda hazırlanan azaltım stratejisi ve eylem planı, katılımcı ve kapsayıcı bir bakış açısı ile sera gazı azaltım politikaları ve eylemlerini belirlemeyi, çevreye duyarlı büyüme hedefine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Planda azaltım politikalarının öncelikli sektörleri olarak sanayi, enerji, tarım, AKAKDO (Arazi Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık), ulaştırma, binalar ve atık sektörlerine ilişkin stratejiler ve eylemler yer almaktadır.
Yerel yönetimler bazında da şehirlerin kendine özgü iklim değişikliği eylem planları oluşturulmakta ve uygulanmaktadır. Örneğin İstanbul özelinde Belediye 'nin İklim Değişikliği Eylem Planı kapsamında 2050 yılına kadar kentin karbon nötr bir şehir haline getirilmesi hedeflenmiştir. Bu planlar oluşturulurken bir yandan özellikle metropoller ve büyük şehirlerde kentsel dönüşüm uygulamaları hızla ilerlemektedir. 2 Mayıs 2012 tarihinde kabul edilen 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile birlikte Türkiye'de kentsel dönüşümün temeli oluşturulmuş, özellikle afet riski altındaki yapıların yıkılarak yerine yenilerinin inşa edilmesini, şehirlerin daha güvenli ve yaşanabilir hale getirilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda kentsel dönüşüm, iklim değişikliğine uyum sağlamak için önemli bir araç olabilir. Kentsel dönüşüm projelerinin tek yapı ölçeğine odaklanmak yerine bütüncül bir anlayışla ele alınması, sürdürülebilirlik ilkelerine uygun olarak planlanması ve uygulanması büyük önem taşımaktadır. Sürdürülebilir kentler, kentlerin eko sistem üzerindeki olumsuz etkilerinin en az seviyeye indirerek yaşam kalitesini artırmayı hedeflemektedir. Doğal kaynakların ve yeşil alanların korunduğu, enerjiyi verimli kullanabilen, ulaşımda, yapılaşmada düzenli, erişilebilir, eşitlikçi ve çevresel etkiyi gözeten bir yapıda planlanan sürdürülebilir kentler küresel iklim krizi tehdidine karşı kapsamlı ve destekleyici çözümler sunabilmektedir.
Son dönemde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından koordine edilen İklime ve Afete Dayanıklı Şehirler Projesi iklim değişikliği konusunun sürdürülebilir kentsel dönüşüm ilkeleriyle ele alınması gerektiğine atıfta bulunan bir proje olarak öne çıkmaktadır. Proje, iklim değişikliğine dirençli bir yaşam alanı oluşturmak ve özellikle kırılgan grupları önceliklendirerek mülk sahiplerine konut ve işyeri yapımında finansal anlamda destek sağlamayı hedeflemektedir. İzmir 'in pilot il olacağı proje, İstanbul, İzmir, Manisa, Kahramanmaraş ve Tekirdağ'ı da kapsamaktadır.
Projenin bazı önemli noktaları:
- 5 şehirde riskli yapıların dönüştürülmesinde enerji verimliliğinin esas alınması,
- Proje kapsamında iklim dostu ve afetlere dayanıklı konut ve iş yeri yapımı için hak sahiplerine uygun maliyetli finansman imkânı sunulması,
- Mülk sahiplerine aylık yüzde 0,69 faiz ve 180 ay vadeyle 2,5 milyon TL 'ye varan kredi desteği verilmesi,
- Başka konutu olmayan orta ve düşük gelirli vatandaşlara, şehit ve gazi yakınlarına, emeklilere ve engellilere yıllık yüzde 0,25 faiz indirimi sağlanması,
- A sınıfı Enerji Kimlik Belgesi bulunan binalar için yıllık yüzde 0,50, B sınıfı Enerji Kimlik Belgesi bulunan binalar için yıllık yüzde 0,25 faiz indirimi uygulanması